Ana sayfa Gezi Notları

Doğu Ekspresi İle Kars’a Yolculuk

Merih İçözler Nalbantoğlu

Donmuş bir gölün üzerinde yürümek kulağa uçuk bir fikir gibi mi geliyor yoksa heyecan verici mi? Eşim Özgür ve ben ikincisini düşünenlerdeniz, bakın yeniden heyecana kapıldık bile! O halde istikamet Doğu Ekspresi ile Kars! :)

Doğu Ekspresi İle Kars’a Yolculuk

Kars’a İstanbul’dan direkt tren bulunmuyor, bu sebeple önce Ankara’ya gitmeniz gerekiyor. Ankara’ya gidiş için en rahat otostop nereden çekilir diye sorup dostlarımızdan Çamlıca Gişeler yanıtını almamızın ardından soluğu burada alıyor ve parmağı kaldırmamızın hemen hemen 30 dk ardından bizi Ankara’ya götürecek aracı buluyoruz (tek atış kıps)  :)

Eveeet Ankara’ya geldik ama trene bu kadar kolay bineceğinizi düşünmeyin :) Doğu Ekspresi’ne binebilmek için Ankara’da eski gara gidiyorsunuz (biletinizde yazan saatte orada olun) ve servis araçları sizi alarak Kırıkkale’nin Irmak durağına getiriyor. Bu aşamaları başarıyla atlattıysanız ilk lokomotifi kırmızı olan sempatik treninize merhaba deyip oh çekebilirsiniz, zaten yolculuğun geri kalan kısmı adeta bir rüya gibi…
Ne hayatımda trene binmişliğim ne de haritanın bu kadar doğusuna gidebilmişliğim vardı o zamana kadar. Yani bir çaylağın gözünden objektif ve detaylıca anlatmaya çalışıyorum :)

Doğu Ekspresi

Çok uzun bir yolculuk olsa da tek kelimeyle HA-Rİ-KA! Müthiş bir tablonun içinde seyahat ediyor gibisiniz, doğa harika resimler veriyor, Günün aydınlanmasıyla seyre dalın, kaçırmayın derim :)

Biz yataklı vagon tercih ettik yani trenin son lokomotifindeydik. Oldukça konforlu ve temizdi (temizlik takıntılı ben için bile). Esasen bu temizlik ve tertip konusu bulunduğunuz trendeki sorumluya bağlı, gidiş trenimiz muazzam iken dönüş için kendimiz çarşaf ve havlu istedik, tuvaletler pisti. Vagonun baş ve kıç kısmında birer adet olmak üzere toplamda 2 adet tuvalet mevcut, yalnızca hareket halindeyken kullanılıyor nedenini bilmeyenler görünce anlarlar :D

 

Doğu Ekspresi Ne yenir, Ne İçilir?

Trenin içerisinde eskiden yemek varmış ama biz gittiğimizde (Şubat 2017) paketli sarma filan vardı, ısıtıp veriyorlardı. Fiyatlar da ucuz değildi, yanlış hatırlamıyorsam 14 tl idi bir porsiyon yemek. Çay istediğinizde tüp içerisine konulmuş çayı, kalem gibi bir çubuk ve suyu alıyorsunuz. Meğer evropalardan gelmiş, diyenin yalancısıyız. Biz sevmedik, siz de çay konusunda hassassanız kendi çözümünüzle gidin oraya dile kolay 25 saat! Kattle, bardak, sallama çay ve biraz da yolluk bulundurun mutlak yanınızda. Erzurum durağına yaklaştığımızda hemen bir lokantayı arayıp gara cağ kebabı sipariş ettik, lezzetli fakat soğuktu. Yerinde yemek gerekir elbet.

Tren genel olarak epey sıcak. Odanızda sıcaklık ayarını kendinize göre yapabilirsiniz. Giderken tişörtle gezdik fakat dönüş trenimiz her şeyde olduğu gibi bunda da sıkıntı yarattı ve üşüdük. Siz her şarta hazırlıklı olun, zira Kars da pek farklı değil! Ulan -17 derece ne! İzmirliyim ben, evrimim bu yönde değil bi kere! Bayağı üşüdük, yalnız iyi üşüdük! Termal içliklerle kapladığımız bölgeler okey de suratı ve elleri çürümüş et gibi hissetiğim anlar oldu…

KARS

Yaklaşık 30 saatlik bir yolculuğun ardından Kars’a vardık. Günlük konaklama için iki kişi 75 TL oda+kahvaltı imkanı ile merkezde bulunan öğretmen evinde kaldık. Güzeldi, tavsiye olunur. Eğer Cheltikov’da ya da Butik Otel’de konaklamayacaksanız beklentiyi düşük tutun, zira Kars gerçekten bir “oteller şehri” değil.

Özetle neler yapılsın, neler yapılmasın diye soracak olursanız derim ki;

* Şehrin Baltık Mimarisi şahane, her yerde bir dönem burada yaşamış Ruslara ait yapıları görebilirsiniz. Birçoğu devlet dairesi olarak kullanılsa da bir bakıma bu şekilde korunuyor diyebiliriz.

*Pahalı bir şehirdi bizce. Oradan döndükten iki gün sonra Belgrad’a gittik, Belgrad seyahatimiz bize daha ucuza maloldu mesela. Yeme içme durumları pahalı. Dikkatli olun.

* Şehrin esnafı bunca yerli turisti görünce (çok fazla yerli turist alıyor kışın) birden sana Sultanahmet’e gelmiş Japon turist muamelesi yapıyor. Kurmacalık ve yapaylık bizi çok rahatsız etmişti. Mesela Aşık atışması var dediler, ooo Anadolu gelenekleri hadi izleyelim dedik 200 TL toplarsanız aranızda o zaman atışma yaparlar dediler. Hanımeli restorana gidip yerel lezzetleri deneyelim dedik (ki bize hiçbiri hitap etmedi, tabaklar geldiği gibi gitti yemeklerin birçoğunda). Sahibesi hanımefendi yemeklerini ve porsiyon büyüklüğünü pek övse de bizim için sınıfta kaldı. Her gece eşi “turist gruplarına özel” akordeon çalarak iki türkü söyledi ama öncesinde “arkadaşlar kameralarınız hazırlayın, hazırlanınca da haber verin başlayayım” diye bi 5 dakika kameralara oynamayı bekledi bu şekilde. Ortam çok suniydi, çok!

* Kaleye çıkın, biraz dik ve yorucu olsa da manzara hoş. Oradaki kıl çadırda demlik çay söyledik suyun tadı çok tuhaftı yine bir yerden memnuniyetsiz ayrıldık.

*Biz yemedik ama “piti” tavsiye olunan bir yemek, deneyiniz.

* Peynir skalası çok geniş, deneyin ve alın mutlaka deriz.

* Yerli halkı şahane insanlar. Esnaf hariç (üzgünüm)

* Gelelim esas karakterlere! :)) Ani ve Çıldır!

Ani çoook kocaman bir yer, kafanızı kaldırıp karşıya bakıyorsunuz; Ermenistan. Türkiye ile aralarından yalnızca Arpaçay geçiyor, o kadar. Kanyonsal durumlar şahane :) Gerçekten gezebilmek istiyorsanız orası 3 saati hakeder. Kardan dolayı hareket kabiliyetiniz sınırlı kalıyor bu da çok etkili yavaşlıyorsunuz. Eserlerin “harabe” diye anılmasının sebebi bizce “ziyaretçiler” tarafından baaştan aşağı yazı ile doldurulmasıydı o ayrı.
Çıldır Gölü doğanın bir nimeti… Koooskoca evrende küçücük olduğunuzu hisettiğiniz bir nokta. Mutlaka görün ve oradaki lokantada mutlaka sarı balık yiyin, leziz.

Hani şu Çıldır’da balık tutan abiler fotosu vardırya birçok blogta, işte onun çirkin iç yüzünü de o gün öğrendik. Hakikaten o abiler var ok, bizi görünce dedikleri şey korkunçtu. “Gençleeer gelin de fotomuzu çekin ama kişi başı 10 TL verin önce”. Nedenini sorduk e bizde karşı köyden poz vermek için buraya gelip buzu delip ağ atıyoruz demesinler mi!!! Meğer o balık da günler günler önce tutulmuş öylece poz veriyormuş… Pes dedik, sahiden pes!

Kars için kaç gün yeter diyenlere; 2 gün yeter de artar bile.

Yazar: Merih İçözler Nalbantoğlu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.